Dolar 44,5811
Euro 51,4630
Altın 6.704,43
BİST 12.936,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
14°C
Hafif Yağmurlu
Cts 14°C
Paz 12°C
Pts 7°C
Sal 6°C

Hakan Fidan’dan kritik savaş uyarısı: “Bu hamle çatışmayı daha da uzatabilir”

Hakan Fidan’dan kritik savaş uyarısı: “Bu hamle çatışmayı daha da uzatabilir”
REKLAM ALANI
21 Mart 2026 19:11 | Son Güncellenme: 21 Mart 2026 19:14
35

İsrail-ABD hattındaki olası görüş ayrılığına dikkat çeken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgede savaşın kısa sürede sona ermeyebileceği uyarısında bulundu. Körfez turunun ardından yaptığı değerlendirmede Fidan, ateşkesi geciktirebilecek yeni hesapların devreye girebileceğini söyledi.

Körfez ülkelerinde savaşın 2-3 hafta daha sürebileceği yönünde bir kanaatin güçlendiğini aktaran Fidan, bu süreçte en kritik başlığın ABD’nin alacağı tutum olacağını vurguladı. Ankara’nın ise savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmaması için tüm diplomatik kanalları sonuna kadar kullanmaya devam edeceğinin altını çizdi.

“DAHA UZUN SÜREBİLİR”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı ziyaretlerin ardından basın mensuplarına yazılı değerlendirmede bulundu. Bölgedeki temaslarının ardından dikkat çeken mesajlar veren Fidan, İsrail-ABD-İran ekseninde şekillenen savaşın beklenenden daha uzun sürebileceğine işaret etti.

Fidan, Körfez ülkelerinde savaşın 2-3 hafta daha devam edebileceği yönünde bir değerlendirme bulunduğunu belirterek, sürecin kaderini belirleyecek ana unsurun Washington yönetiminin tavrı olacağını ifade etti. Özellikle İsrail’in ateşkese giden yolu zorlaştırabilecek bir strateji izleyebileceğine dikkat çeken Fidan, savaşın uzama ihtimalinin artık daha yüksek sesle konuşulduğunu anlattı.

ATEŞKES MASASI YERİNE UZAYAN ÇATIŞMA SENARYOSU

Bakan Fidan, bölgede konuşulan en güçlü ihtimallerden birinin kısa sürede kalıcı barışa ulaşılamaması olduğunu vurguladı. Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Burada belirleyici olan ABD’nin tutumu olacak. İsrail, ABD üzerinde etkili olmaya çalışacak ve ateşkes veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler arttı. Bu da savaşın daha uzaması sonucunu doğurabilir. Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip, bu süre zarfında müzakereye başlayıp, ‘müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım’ denilmesi ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız. İsrail, ‘Savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim’ gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastler devam ediyor. Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz”

Bu sözler, Ankara’nın bölgedeki tabloyu yalnızca askeri gelişmeler üzerinden değil, siyasi niyetler ve güç dengeleri üzerinden de okuduğunu ortaya koydu. Özellikle “İsrail’in barış istememesi” vurgusu, Türkiye’nin diplomatik söyleminde öne çıkan en sert başlıklardan biri oldu.

KÖRFEZ’DE GERİLİM DERİNLEŞİYOR, GÖZLER YENİ DENGELERDE

Fidan, savaş sonrası dönemin de en az mevcut çatışma kadar belirleyici olacağına dikkat çekti. Körfez’de güvenlik mimarisinin değişebileceğini, savunma sanayii başta olmak üzere yeni arayışların başlayabileceğini ifade eden Fidan, İran’la ekonomik ve siyasi ilişkilerin de yeni şartlara bağlanabileceğini söyledi.

Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji akışının yalnızca bölgeyi değil, Çin’den Avrupa Birliği’ne, Güney Kore’den Japonya ve Hindistan’a kadar geniş bir coğrafyayı etkilediğini hatırlatan Fidan, savaşın küresel sonuçlar doğurabilecek bir eşikte ilerlediğine işaret etti. Türkiye’ye duyulan güvenin arttığını vurgulayan Fidan, Ankara’nın en başından beri net ve ikirciksiz bir tutum sergilediğini belirtti.

“TÜM DİPLOMATİK ZEMİNLERİ KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bakan Fidan, Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında olduğunu ve bu saldırıların bölgesel güvenlik kaygılarını daha da büyüttüğünü anlattı. Özellikle İran’ın bu ülkeleri neden hedef aldığına dair ciddi sorgulamaların yapıldığını aktaran Fidan, tarafların kendilerini savaşın dışında tutma arzusuna rağmen saldırıların yeni karşı önlemleri gündeme getirdiğini söyledi.

Fidan, şu ifadeleri kullandı:

“Körfez ülkeleri yoğun saldırı altında bulunuyor. Bu savaşta İran’ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar. ‘Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu’ diyorlar. ‘Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor’ diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar. Ayrıca İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırı yaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar. Biz başından beri uyarıyoruz. Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi, risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı adım atmak için Türkiye’nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz.”

Bu açıklama, Türkiye’nin sadece uyarıda bulunan değil, aynı zamanda çözüm masasında etkin rol oynamak isteyen bir diplomatik hat kurduğunu gösterdi. Ankara, savaşın bölgesel bir yangına dönüşmemesi için temaslarını daha da sıklaştırıyor.

RİYAD ZİRVESİNDE MASANIN TEK GÜNDEMİ

Riyad’da yapılan toplantının tamamen İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırıları ekseninde şekillendiğini belirten Fidan, doğrudan ya da dolaylı etkilenen tüm ülkelerin aynı masa etrafında toplandığını söyledi. Ancak Türkiye’nin burada da İsrail’in bölgedeki rolünü ve yayılmacı tutumunu açık biçimde gündeme getirdiğini vurguladı.

Fidan, değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi:

“İran’ın bu ülkelere gerçekleştirdiği saldırılar konusunda bölge ülkelerinin değerlendirmelerini almak için toplantı yapıldı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Tek gündem maddeli bir toplantıydı. Ortak açıklama da bunu yansıtıyor. Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz. Nitekim yalnızca İran gündemiyle organize edilmiş olsa da Riyad’daki toplantıda, İsrail’in bu savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü vurguladık. Dahası İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının yarattığı tehdide ortak açıklamada değinilmesini sağladık. Zaten her platformda bu eleştirilerimizi en üst düzeyde dile getiriyor, adımlarımızı atıyoruz. İsrail’i en başından beri en güçlü şekilde eleştiren ülke Türkiye olmuştur. Şimdi burada bizim durduğumuz yerden getirdiğimiz teklifler aslında bir istikrar arayışı, herkesin menfaatine olan. Ama tarafların arasında istikrardan ziyade bir kazancı, bir zaferi, bir dominasyonu önceleyen bakış açıları olduğu zaman bu başka bir noktaya gidiyor. Bu sefer konuşma, konuşmuş olmak için yapılıyor. Ana gündemi daha da farklı şekilde ilerletmek için yapılıyor. Biz o konuda yorumlar alıyoruz. Bizim vurguladığımız iki husus var. Birincisi gerçekten konuya odaklanarak sahici, doğru, profesyonel tespiti yapmak. İkincisi de çizgimizi hiç değiştirmeden hani güçlü bir ülke olmaya devam ederek yapıcı bir etki kullanmak. Çünkü bizim şimdi teşhislerimiz de kıymetli, tekliflerimiz de kıymetli”

Bu sözlerle Türkiye, bir yandan sahadaki gerilimi soğutmaya çalışırken diğer yandan bölgesel mimarinin yeniden kurulacağı süreçte etkili bir aktör olma iddiasını da güçlü biçimde ortaya koydu.

AB MESAJI DA NET: HEDEF DEĞİŞMEDİ

Fidan açıklamalarında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine de ayrı bir başlık açtı. Türkiye’nin AB üyelik hedefinde bir değişiklik olmadığını belirten Fidan, ancak Avrupa’da da bu süreci yürütecek güçlü bir siyasi iradenin ortaya çıkması gerektiğini söyledi.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi ve düzensiz göçle mücadele gibi başlıklarda temasların sürdüğünü anlatan Fidan, ilişkilerde mevcut istikrarın korunduğunu vurguladı. Özellikle Avrupa’nın bölgesel kriz anlarında Türkiye’nin kapısını sık sık çalması, Ankara’nın stratejik önemini bir kez daha görünür hale getirdi.

Fidan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ancak Avrupa’da bizimle üyelik sürecini yürütecek siyasi bir iradenin ortaya çıkmasını da bekliyoruz. Her halükarda AB ile iyi ilişkiler yürütmemiz her bakımdan çok önemli. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleri önemli. Bunlarla ilgili görüşmeye devam ediyoruz. İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir. Yasa dışı göç, terörle mücadele gibi bize ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar var. Gerek vatandaşlarının İran’dan, Orta Doğu’dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada. Vize serbestisi konusunda geriye kalan 6 madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor”

Hakan Fidan’ın Körfez temasları sonrası verdiği bu mesajlar, yalnızca bugünün sıcak krizine değil, savaş sonrası şekillenecek yeni bölgesel düzene de ışık tuttu. Ankara’nın dili net, uyarıları sert, diplomatik mesajları ise oldukça açık: Bölge yeni ve daha derin bir kırılmanın eşiğinde.

REKLAM ALANI
Deneyimli bir yazar olarak uzun yıllardır içerik üretmektedir. Güncel gelişmeleri takip eder ve doğrulanmış bilgileri sade ve anlaşılır bir dil ile okuyuculara sunar.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.