Menzil Şeyhi İddiası: İddia Delilsizse Hüküm de Delilsizdir

Susmaz haber
Son günlerde Menzil şeyhi iddiası, sosyal medyada yeniden dolaşıma sokulan bir söz üzerinden tartışma konusu oldu. Menzil şeyhine atfedilen “Bize hizmet edenlerin listesini Allah’a bildiriyoruz” sözü yeniden gündeme taşındı. Ancak iddianın sahibi çok, delili ise yok.
Ortada doğrulanmış bir ses kaydı, eksiksiz bir video kaydı veya güvenilir bir yazılı kaynak bulunmadan bir sözü bir kişiye nispet etmek, habercilik de değildir hakkaniyet de. Bir iddia ne kadar sık tekrarlanırsa tekrarlansın, delile dönüşmez.
Bugün konuşulması gereken şey sözün kendisinden önce, o sözün gerçekten söylenip söylenmediğidir. Çünkü bir iddianın doğruluğu, onu kaç kişinin paylaştığıyla değil, hangi delillere dayandığıyla değerlendirilir. Sosyal medyada hızla yayılan içerikler kamuoyunda güçlü bir kanaat oluşturabilir. Ancak kanaat ile kanıt aynı şey değildir.
Menzil şeyhi iddiası hakkında bugüne kadar kamuoyuna doğrulanmış bir ses kaydı, eksiksiz bir video kaydı veya güvenilirliği tartışma götürmeyen yazılı bir kaynak sunulmuş değildir. Böyle bir delil ortaya konulmadan kesin hükümler vermek, haberciliğin doğrulama ilkesine de hakkaniyet anlayışına da uygun düşmez.
Haberciliğin temel ilkelerinden biri doğrulamadır. Bir bilginin çok sayıda hesap tarafından paylaşılması veya uzun süre gündemde kalması, onu tek başına gerçek hâline getirmez. İddiaların güvenilir kabul edilebilmesi için somut delillerle desteklenmesi gerekir. Aksi durumda ortaya çıkan tablo, doğrulanmış bilgi değil, doğrulanmayı bekleyen bir iddiadan ibaret olur.
Bu nedenle Menzil şeyhi iddiası değerlendirilirken öncelikle şu soruya cevap verilmelidir: Söz gerçekten söylendi mi? Eğer bu sorunun cevabını destekleyecek açık ve doğrulanabilir deliller bulunmuyorsa, sözün belirli bir kişiye ait olduğu kesin bir dille ifade edilemez.
Toplumun doğru bilgiye ulaşabilmesi için iddiaların kaynağı, dayandığı belgeler ve doğrulama süreçleri açık biçimde ortaya konulmalıdır. Delilden yoksun iddiaların kesin bilgi gibi sunulması, hem kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine hem de peşin hükümlerin oluşmasına neden olabilir.
Adalet, kanaatle değil kanıtla hüküm verir. Aynı ilke kamuoyunu ilgilendiren iddialar için de geçerlidir. Delil ortaya konulmadıkça bu iddia bir söylentiden ibaret kalmaya mahkûmdur.
Hakikatin ölçüsü gürültü değil, ispattır.
Ahmet Hanifoğlu







