Geri Gönderme Merkezi Skandalı: Aydın ve İzmir’de Neler Oluyor?


Geri Gönderme Merkezlerinde “avukat tutmazsan çıkamazsın” dayatmasıyla kurulan sistemin mağdurları konuşuyor.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen iddialar, devletin denetim mekanizmalarının uzağında kalan bazı noktaların adeta birer “ticari işletmeye” dönüştüğünü gösteriyor. Geri Gönderme Merkezi (GGM) bünyesinde yaşanan mağduriyetler, sadece bireysel vakalar değil, sistematik bir rant ağının işareti olarak değerlendiriliyor. Susmaz Haber olarak, İzmir’den Aydın’a uzanan, hastane koridorlarından avukat ofislerine bağlanan bu karanlık dosyayı tüm şeffaflığıyla açıyoruz.
Hastanede “Yarım Saatlik” Tuzak: Evde Kalan Hayatlar
İddialar, Nazilli ve çevresindeki hastanelerde adeta bir “insan avı” kurgulandığı yönünde. Pasaportu olan, ancak teknik süresi dolmuş göçmen anneler, çocuklarını sağlık hizmeti için hastaneye götürdüklerinde korkunç bir senaryoyla karşılaşıyor. Geri Gönderme Merkezi personeli veya kolluk kuvvetleri tarafından “Yarım saatlik bir işimiz var, sadece bir ifade verip döneceksiniz” denilerek götürülen bu kadınların arkasında yanar halde kalan elektrikler, okuldan beklenen çocuklar ve evde aç kalan evcil hayvanlar kalıyor. “Hiçbir şeyinizi almanıza gerek yok” yalanıyla alınan bu anneler, kendilerini bir anda hapishane şartlarından daha ağır bir belirsizliğin içinde buluyor.
İzmir Bilmecesi: Neden Aydın’a İstifleniyorlar?
İzmir, Türkiye’nin en büyük ve donanımlı GGM tesislerinden birine sahip olmasına rağmen, yakalanan kadınların ısrarla Aydın’a sevk edilmesi büyük bir soru işaretidir. Geri Gönderme Merkezi yönetimleri arasındaki bu “sevkiyat trafiği”, akıllara “Anlaşmalı yapılar Aydın’da mı kurulu?” sorusunu getiriyor. Pasaportsuz kaçakların serbestçe şehirlere dağıtıldığı bir sistemde, sadece evrak hatası olan düzenli göçmenlerin Aydın’da rehin tutulması, sürecin sınır dışı etmekten çok “alana hapsetme” mantığıyla çalıştığını gösteriyor.
| Süreç | Resmi Prosedür | İddia Edilen Uygulama |
|---|---|---|
| İlk Gözaltı | Yasal Hakların Bildirilmesi | “Yarım saatlik iş” diyerek kandırma |
| Yerleştirme | En Yakın Merkeze Sevk | Israrla Aydın GGM’ye sevkiyat |
| Hukuki Destek | Baro veya Serbest Avukat Seçimi | “Avukat tutmazsan çıkamazsın” dayatması |
“Avukat Tutmazsan Çıkamazsın”: Bir Rant Kapısı Olarak Hukuk
İçerideki mağdurların en büyük iddiası, memurların kendilerine “Avukat tutmazsan asla çıkamazsın, burada çürürsün” şeklinde psikolojik baskı yapmasıdır. Geri Gönderme Merkezi personeli tarafından belirli avukatların işaret edildiği veya sadece bu “belirli” avukatların dosyalara hızla erişebildiği öne sürülüyor. Avukatların önce 2000 dolar istediği, ardından süreci uzatarak 4000 dolara kadar faturayı kabarttığı iddiaları, savunma hakkının ticari bir silaha dönüştürüldüğünü gösteriyor. Devletimiz, daha önce memurların tek başına “çıkarma yetkisini” suistimal etmesi üzerine bu yetkiyi sadece üst makamlara devrederek önlem almıştı; ancak şimdi bu engelin, “avukat-memur iş birliği” ile delindiği iddia ediliyor.
Bu dosyanın hukuki boyutlarını ve uluslararası sözleşmelere aykırılığını incelemek için T.C. Adalet Bakanlığı resmi sitesindeki insan hakları raporlarını takip edebilirsiniz. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı için Susmaz Haber sahadaki araştırmalarına devam ediyor.
Geri Gönderme Merkezi Değil Ticarethane: Bir Çay 20 TL!
Dosyamızın bu bölümünde, merkezin içindeki yaşam koşullarına ve “sömürü” iddialarına odaklanıyoruz. Geri Gönderme Merkezi içerisindeki kantinlerin adeta birer ticari işletmeye dönüştüğü öne sürülüyor. Mağdurların beyanlarına göre, bir bardak çayın 20 TL’ye satıldığı, cips, bakkal ve pazar ürünlerinin fahiş fiyatlarla sunulduğu bir “iç piyasa” oluşturulmuş durumda. İçeride tutulan bir göçmenin günlük zorunlu harcamasının 2000 TL’yi bulduğu iddia edilirken, bu durum “Burada bizi korumak için mi yoksa paralarımızı almak için mi tutuyorlar?” sorularını beraberinde getiriyor. Psikolojik sınırların zorlandığı bu ortamda, hijyen ve gıda güvenliğinin de hiçe sayıldığı belirtiliyor.
Soydaşlarımıza Reva mı? “Gönderin Ülkemize!”
Türkiye’ye sığınan veya burada düzenli bir hayat kurmaya çalışan Türkmen, Özbek ve Kırgız soydaşlarımızın ortak talebi net: “Madem bizde hata var, bizi ülkemize gönderin.” Hukuki olarak “gönüllü geri dönüş” hakkı olan bu insanların, aylarca merkezlerde rehin tutulması anayasal hak ihlalidir. Geri Gönderme Merkezi bünyesinde tutulan soydaşlarımızın vatandaşlık beklerken bu muameleye maruz kalması, kamu vicdanını yaralayan en büyük yaradır. Kendi vatanında risk altında olmayan bir insanın, kendi isteğiyle gitmesine engel olunması, sürecin “sınır dışı” mekanizmasından sapıp bir “alıkoyma” mekanizmasına dönüştüğünü kanıtlıyor.
Halkın Şahitliği: Google Yorumları Ne Diyor?
Aşağıdaki yorumlar, herhangi bir müdahale olmaksızın, vatandaşların ve yabancı uyruklu kişilerin dijital platformlarda paylaştığı gerçek deneyimlerdir. Bu yorumlar, Geri Gönderme Merkezi hakkındaki iddiaların münferit olmadığını kanıtlar niteliktedir. Yazım hatalarına dokunulmadan, olduğu gibi aktarılmıştır:
- Gül Alkan: “İranlı Bahman OLOUMI’nin telefon ve tableti iade edilmedi. Aylardır rezillik diz boyu! Kim aldıysa Allah’a havale ediyoruz, Türkiye’ye gelince suç duyurusunda bulunacağız.”
- Elmas Türker: “Eşim orada, yemeklerini köpekler yemez. Sırf yabancı diye yapılan bu zulüm bitsin!”
- Susanne Haugwitz: “Eksi yıldız olsa verirdim. Personel o kadar kaba ve korkunç ki inanamazsınız, uzak durun!”
- Vatandaş Yorumu: “Telefonumu aldılar vermediler, paramın üstüne yattılar. Bir kamu kurumu emaneti korumaktan bu kadar mı aciz?”
Hastanelerden “yarım saatlik iş” bahanesiyle koparılan hayatların, okulundan mahrum kalan çocukların ve kronik hastası evde bekleyen annelerin sesi olmaya devam edeceğiz. Resmi süreçlerin takibi için Emniyet Genel Müdürlüğü resmi duyurularını inceleyebilirsiniz. Gerçeklerin peşindeki Susmaz Haber, Aydın GGM’de bu çarkı çevirenler hesap verene kadar susmayacaktır.
Uzman Analizi: Bu Bir Suç Duyurusudur
Editörün Notu: İki bölümlük bu dev dosyamızda ortaya koyduğumuz iddialar; rüşvet, irtikap, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi kötüye kullanma suçlarının işaretçisidir. Bir Geri Gönderme Merkezi bünyesinde “avukat tutmazsan çıkamazsın” denilmesi, yargı sistemine doğrudan müdahaledir. Devletimizin şerefli memurlarını zan altında bırakan bu yapıların temizlenmesi, hem soydaşlarımıza olan borcumuz hem de hukuk devleti olmamızın gereğidir. Susmaz Haber olarak yetkilileri göreve davet ediyor, bu rant duvarını yıkacağımızın sözünü veriyoruz. Denetimsiz bırakılan her gün, yeni bir mağduriyet ve devlet kasasından sızan bir itibar kaybıdır.
Adalet Terazisi Şaştı mı? Kaçaklar Sokakta, Pasaportlular Rehin!
Dosyamızın bu son bölümünde, Geri Gönderme Merkezi (GGM) sistemindeki en büyük çelişkiyi masaya yatırıyoruz. Araştırmalarımızda ulaştığımız verilere göre; pasaportu dahi olmayan, sınırdan kaçak yollarla girmiş şahıslara “Kırklareli gibi belirli illere git, orada yaşa” denilerek serbestlik tanınırken; pasaportu olan, Türkiye’de ikamet almış ancak teknik bir evrak süresi hatası yapmış kadınların Aydın GGM’de aylarca tutulması kamu vicdanını yaralıyor. Asıl denetim altında olması gereken “kayıtsız” kitle sokaklarda gezerken, yasal statüsü olan soydaşlarımızın avukat borsasına kurban edilmesi, sistemin “güvenlik” değil “maliyet” odaklı çalıştığı iddialarını güçlendiriyor.
Geciken Adalet ve Ağır İnsani Bedeller
Aydın GGM’de süreci uzatılan her gün, dışarıda bir ailenin daha yıkılmasına neden oluyor. Hastaneden yalan beyanla koparılan annelerin evde bekleyen kronik hasta yakınları, bu stres ve belirsizlik nedeniyle kalp krizi riskiyle burun buruna yaşıyor. Okulundan, öğretmeninden ve arkadaşlarından bir sabah ansızın koparılan çocukların yaşadığı pedagojik travmanın ise telafisi mümkün değil. Mağdurlar, “Bizi cezalandırmak istiyorsanız ülkemize gönderin, ama burada hem paramızı alıp hem de bizi belirsizliğe hapsetmeyin” diyerek feryat ediyor. Bir insanın en temel hakkı olan “hukuki belirlilik” ilkesi, Geri Gönderme Merkezi duvarları arasında maalesef hiçe sayılıyor.
Yetkililere Kamuoyu Adına Soruyoruz!
Susmaz Haber olarak, cevap alamadığımız o soruları buradan tüm Türkiye’nin huzurunda yineliyoruz:
- İzmir’deki devasa merkezler dururken, kadınlar neden özel bir operasyonla Aydın’a sevk ediliyor?
- Hastanelerdeki polis noktaları, sağlık hizmeti almaya gelen yabancıları neden “yarım saatlik iş” yalanıyla GGM’ye teslim ediyor?
- İçerideki belirli avukatlar, gizli kalması gereken dosya bilgilerine nasıl ulaşıyor ve ailelerden 4000 dolara varan paralar istiyor?
- Kantinlerdeki fahiş fiyatlar ve kaybolan teknolojik cihazlar (tablet/telefon) hakkında bir idari soruşturma başlatıldı mı?
Bu dosya burada kapanmıyor. Devletin şerefli makamlarını kendi çıkarları için kullanan, soydaşlarımıza eziyet eden ve “avukat tutmazsan çıkamazsın” diyen her bir ismin takipçisi olacağız. Konuyla ilgili uluslararası hukuk raporlarını BM Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerinden de teyit edebilirsiniz. Susmaz Haber, adalet yerini bulana kadar sahada kalmaya devam edecektir.
Sonuç: Aydın GGM’de Şeffaflık Şart!
Editörün Son Notu: Üç bölümlük bu dev araştırmacı gazetecilik dosyası göstermiştir ki; Aydın GGM’de yaşananlar sadece birer “şikayet” değil, bir yönetim zafiyetidir. Devletin içine sızmış ve memuriyet yetkisini şahsi rant aracına dönüştürmüş yapıların deşifre edilmesi, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunun kanıtlanması için şarttır. Gazeteci olarak görevimizi yaptık, sahadan bilgileri topladık ve kamuoyuna sunduk. Şimdi sıra Cumhuriyet Savcılarında ve İçişleri Bakanlığı müfettişlerindedir. Bu rant çarkını kırmak, hepimizin insani ve milli görevidir.
















